İçeriğe geç

Poison Ivy ve PR Uygulamaları

    Kriz İletişiminin Kökeninde Ne Vardı?

    Ivy Lee kimdir?

    Ivy Ledbetter Lee, gazetecilikten gelen ve 1904’te George Parker ile birlikte ABD’nin ilk halkla ilişkiler firmalarından birini kuran kişidir. 1906’da yayınladığı “İlkeler Bildirgesi,” halkla ilişkiler pratiğinin kamuya karşı sorumluluk taşıması gerektiğini, gazetecilerin her ifadeyi doğrulayabilmesi gerektiğini savunuyordu. Bu ilke, bugünkü “doğrulanabilirlik” kavramına şaşırtıcı derecede yakın duruyor tabiki teoride. Biz Lee’yi tam tersi uygulamalarıyla tanıyoruz.

    Colorado grevi ve Ludlow Katliamı

    1913-1914’te, Rockefeller ailesinin sahip olduğu Colorado kömür madenlerinde çalışan işçiler, United Mine Workers of America’nın (Birleşmiş Maden İşçileri Sendikası) örgütlediği bir greve gitti. Anlaşmazlık on dört ay sürdü. 20 Nisan 1914’te, Ludlow kasabasında, kanlı şiddet olaylarının doruk noktasında eyalet milis kuvvetleri grevci ailelerin çadır kampını ateş altına almasıyla ulaştı. Kampta yangın çıktı, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu ondan fazla kişi hayatını kaybetti.⁴

    Rockefeller ailesinin adı, olay sonrası kamuoyunda ağır biçimde zedelendi. John D. Rockefeller Jr., krizi yönetmek için Ivy Lee’yi görevlendirdi.

    Lee’nin yanıtı

    Lee’nin stratejisi iki eksende ilerledi. Birincisi, basına düzenli “gerçek föyleri” dağıtarak Rockefelleradına kendi anlatısını kurdu. Bu föylerde ölümlerin nedeni devrilen bir sobaya bağlanıyor, sorumluluk ise UMWA’nın (sendikanın) kiraladığı “kışkırtıcılara” yükleniyordu. İkincisi, genç Rockefeller’ı bizzat Colorado’ya götürüp madenlerde işçilerle görüştürmek, evlerini gezdirmek, sosyal etkinliklere katılmasını sağlamak oldu. Tamamı basına fotoğraflandı.⁶ Bu strateji etkiliydi: Rockefeller adı, kamuoyunda zamanla “lanetli” bir imajdan “toplumsal sorumluluk” simgesine dönüştü.⁷

    “Poison Ivy” lakabı nereden geliyor?

    Yazar Upton Sinclair, Lee’yi bu çalışması nedeniyle “Poison Ivy” olarak adlandırdı. Eleştirinin özü, Lee’nin söylediklerinin yalan olması değildi. Seçtiği gerçeklerin, dışarıda bıraktığı gerçeklerle birlikte okunduğunda yanıltıcı bir bütün oluşturmasıydı. Lee’nin kendisi de bu yöntemi açıkça tarif etmişti: gerçekler seçilip sunulma biçimine göre şekillenebilir.

    Doğrulanabilir itibar açısından bir vaka

    Bu olay, “iddia” ile “doğrulama” arasındaki farkı erken bir tarihte gösteriyor. Lee’nin “İlkeler Bildirgesi” doğrulanabilirliği savunuyordu, ama Ludlow sonrası uygulaması seçici gerçek sunumuna dayanıyordu. Teknik olarak yalan söylemeden, bütünü çarpıtan bir yöntem. Bu gerilim, bugün de hala gündemde, halkı yanıltmak bazı düzenlemelerde suç olarak tanımlanıyor. Sürdürülebilirlik raporlamasında karşılaştığımız “yeşil yıkama” tartışmasının da erken bir versiyonu sayılabilir. Söylenenin doğru olması, söylenmeyenin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor.

    Lee’nin dönemindeki ad hoc çözüm, sezgisel kriz yönetimi pratiği hesap verebilirlik standardı olmadan çalışıyordu. Daha sonra ortaya çıkan bir çok kriz iletişimi modeli, bu sezgisel pratiği akademik olarak denetlenebilir hale getirme çabası taşır. Lee uygulamaları etik olarak ciddi eleştirileri hak ediyor olsa da bizim için sonrasında ortaya çıkan bir çok yaklaşıma temel oluşturma niteliğindedir.


    Kaynaklar

    1. Georgia Historical Society, “Marker Monday: Ivy Ledbetter Lee, Founder of Modern Public Relations 1877-1934.” georgiahistory.com
    2. ‘Poison Ivy’ Lee and propaganda, PR Academy. pracademy.co.uk/insights/poison-ivy-lee-and-propaganda
    3. “This Week in Bethlehem History: Ivy Lee, father of public relations.” lvpnews.com
    4. Early History of Public Relations, Macmillan. digfir-published.macmillanusa.com